Gizli açlık; enerji yoğun ancak besin değeri düşük bir diyet tüketimi sonucu, enerji alımında bir eksiklik olmaksızın ortaya çıkabilen ve birden fazla mikro besin eksikliğinin (özellikle demir, çinko, iyot ve A vitamini) varlığı ile karakterize edilen bir durumdur. Dünya çapında iki milyardan fazla insanı etkilediği tahmin edilmektedir. Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde, düşük maliyetli temel gıda maddelerine bağımlılık ve diyet çeşitliliğinin sınırlı olması bu durumu daha da yaygınlaştırmaktadır.
En yoksul kesimlerin diyetlerinin besin kalitesini iyileştirmenin bir yolunu bulmak; Birleşmiş Milletler’in sürdürülebilir kalkınma hedeflerinden özellikle 2. hedef olan açlığın sona erdirilmesi, gıda güvenliğinin sağlanması, iyileştirilmiş beslenme ve sürdürülebilir tarımın teşvik edilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. BM’nin Beslenme Eylem On Yılı’nın orta noktasına ulaşılan bu dönemde, sürdürülebilir kalkınma hedefi 2’ye ulaşma yolunda kaydedilen ilerlemeyi ve gizli açlığı azaltmaya yönelik stratejileri değerlendirmek oldukça yerinde olacaktır.
Birçok düşük ve orta gelirli ülke, ulusal beslenme hedeflerinin gerisinde kalmaktadır. Bu durum, COVID-19 pandemisi ve küresel gıda sistemine yönelik son şoklarla daha da kötüleşmiş; bu gelişmeler, dünyanın en savunmasız topluluklarını orantısız bir şekilde etkilemiştir. Gıda sistemindeki eşitsizliklerin giderilmesi; sesi nadiren duyulan ve marjinalleştirilmiş topluluklara fayda sağlayan, sürdürülebilir ve maliyet etkin gıda kalitesi iyileştirme stratejilerinin geliştirilmesinde kritik bir rol oynamaktadır.




